Yıllar önce Ömer Naci Soykan'ın Bir Anarşistin Seyir Defteri kitabını okurken Paris'le ilgili anlattıkları kafamın içinin biraz daha aydınlanmasına neden olmuştu. O, filmlerde gördüğümüz güzel döşenmiş tertemiz Paris metrosunu insan dışkısı kokan bir yer olarak tarif etmekteydi. Kapitalizmin merkezlerinden, bir dakikada dünyanın kaderini değiştirecek o büyük avrupada en demokratik ülkelerinden Fransa'da aynı Türkiye'de olduğu gibi ötekilerin olduğunu ve bu durumu algılamamı kolaylaştırmıştı.Ozamanki hayat görüşümle Kavafis'in şiirini biraz çarpıtarak da olsa tekrar anmıştım.
Devletin gelişmişliği ölçüsünde vatandaşlarına özgürlük, refah verdiğini ama bunların sanal olduğunu; en ufak bir tehlikede vahşi 3. dünya ülkelerinden farksız yöntemler başvurduğunu Genova'da görmekle bu yazılanlar daha bir anlamlı oldu. Hatırlarsınız İtalaya'da Carlo Giuliani isimli gösterici polis kurşunu ile öldürülmüş, bir kişi ise polis otosu tarafından göz göre göre çiğnenmişti.
İşte bahsedeeğim film de tam bunların üzerine basıyor. Metaforlarla dolu, trajikomik bir film. Tersanede çalışmaktayken işyerleri otel yapılmak üzere kapatılan bir grup orta yaşlı erkeğin hayatlarındaki bir kesiti anlatan, seyredilesi bir film. Javier Bardem'in muhteşem oyunculuğu görülmeye değer. Ezberlerimizi bozan, küresel kapitalizmi daha iyi anlamamızı sağlayan bir film.
Filmde çokca tekrarlanan bir hikaye var. Siyam ikizi hikayesi. Avrupa, amerika, afrika, asya vs. hiçbir yer bizim için farketmiyor. Latin Amerikadaki işçinin hayatındaki herhangi bir değişim emin olun Sibiryadaki işçiyi etkiliyor. Aynı siyam ikizleri gibi. Birimiz düşerse hepimiz düşeriz. Birbirimizden ayrılamayız. Birbirimizi sevmesek de bi aynı vücuttaki iki,üç,beş insan gibiyiz.
Bir de unutmayalım:
Güneş sadece haftasonları izin günlerinde değil, pazartesileri de parlamaktadır.
Dikkat: Film sokak lambalarına karşı antipati yaratabilir.
Devletin gelişmişliği ölçüsünde vatandaşlarına özgürlük, refah verdiğini ama bunların sanal olduğunu; en ufak bir tehlikede vahşi 3. dünya ülkelerinden farksız yöntemler başvurduğunu Genova'da görmekle bu yazılanlar daha bir anlamlı oldu. Hatırlarsınız İtalaya'da Carlo Giuliani isimli gösterici polis kurşunu ile öldürülmüş, bir kişi ise polis otosu tarafından göz göre göre çiğnenmişti.
İşte bahsedeeğim film de tam bunların üzerine basıyor. Metaforlarla dolu, trajikomik bir film. Tersanede çalışmaktayken işyerleri otel yapılmak üzere kapatılan bir grup orta yaşlı erkeğin hayatlarındaki bir kesiti anlatan, seyredilesi bir film. Javier Bardem'in muhteşem oyunculuğu görülmeye değer. Ezberlerimizi bozan, küresel kapitalizmi daha iyi anlamamızı sağlayan bir film.
Filmde çokca tekrarlanan bir hikaye var. Siyam ikizi hikayesi. Avrupa, amerika, afrika, asya vs. hiçbir yer bizim için farketmiyor. Latin Amerikadaki işçinin hayatındaki herhangi bir değişim emin olun Sibiryadaki işçiyi etkiliyor. Aynı siyam ikizleri gibi. Birimiz düşerse hepimiz düşeriz. Birbirimizden ayrılamayız. Birbirimizi sevmesek de bi aynı vücuttaki iki,üç,beş insan gibiyiz.
Bir de unutmayalım:
Güneş sadece haftasonları izin günlerinde değil, pazartesileri de parlamaktadır.
Dikkat: Film sokak lambalarına karşı antipati yaratabilir.














